Mardin’in bir arada katmanlaşan farklı medeniyetlerini kısaca aşağıda sıralamak mümkündür;
TARİH ÖNCESİ KÜLTÜRLER: Mardin’in medeniyetini özetleyen hammaddeler “taş ve kil” olup, eski çağlardan kalan sanat eserleri ve taş abidelerin sayılarına münhasıran Mardin, diğer hiçbir medeniyetin elinde bulunmayan “KİL MÜHRÜ” elinde tutmaktadır. Şu anda dünyada ve özellikle Mezopotamya’nın etki alanına giren bölgelerde kil, yazının başka bir deyişle öğrenmenin en önemli belirleyici faktörü olmuştur.
The diverse civilizations of Mardin, layered together, can be briefly summarized below:
PREHISTORIC CULTURES: The raw materials summarizing Mardin's civilization are "stone and clay," and Mardin, with its numerous ancient artifacts and stone monuments, possesses a "CLAY SEAL" unlike any other civilization. Currently, in the world and especially in regions influenced by Mesopotamia, clay has been the most important determining factor in writing, or in other words, learning.
يمكن تلخيص حضارات ماردين المتنوعة، المتراكمة عبر طبقاتها، بإيجاز فيما يلي:
حضارات ما قبل التاريخ: تُشكل المواد الخام التي تُلخص حضارة ماردين "الحجر والطين"، وتمتلك ماردين، بما تحويه من آثار قديمة ومعالم حجرية عديدة، "ختمًا طينيًا" فريدًا من نوعه بين الحضارات الأخرى. في الوقت الحاضر، يُعد الطين، ولا سيما في المناطق المتأثرة بحضارة بلاد ما بين النهرين، العامل الحاسم الأهم في الكتابة، أو بعبارة أخرى، في التعلم.
Mardin birçok farklı dil, din ve kültür mozaiğiyle farklı tarihi süreçlerden geçmesine rağmen, özellikle Mezopotamya ve Mısır’da görülebilen büyük boyuttaki birlik ve beraberliği sergilemektedir.
Medeniyet tarihi boyunca, her çağ yeni ve farklı bir çağı doğurmuştur. Kuzey Mezopotamya’nın önemli bir kenti olan ve Müsteriyen sürecinden (M.Ö. 50.000) beri yerleşim yeri olarak kabul edilen Mardin, daha sonra hububat üretimi ekonomisinin başladığı dönemlerdeki sürekli yerleşim alanları içerisinde kendisine önemli bir yer oluşturmuştur. Hala Mezopotamya’nın dağlık sınırlarında, Jermo’nun Neolotik yerleşiminde sırayla 3.000 yıllık geçiş dönemlerini izlemek mümkündür.
Mardin, with its mosaic of many different languages, religions, and cultures, exhibits a great deal of unity and togetherness, particularly reminiscent of Mesopotamia and Egypt, despite having gone through diverse historical periods.
Throughout the history of civilization, each era has given birth to a new and different era. Mardin, an important city in Northern Mesopotamia and considered a settlement since the Mustarian period (50,000 BC), later established itself as a significant place among the continuously settled areas during the period when the grain-producing economy began. Even today, in the mountainous regions of Mesopotamia, it is possible to trace the successive 3,000-year transitional periods in the Neolithic settlement of Jermo.
تُجسّد ماردين، بتنوع لغاتها وأديانها وثقافاتها، قدراً كبيراً من الوحدة والترابط، يُذكّرنا بشكل خاص ببلاد ما بين النهرين ومصر، على الرغم من مرورها بفترات تاريخية متباينة.
على مرّ التاريخ، أنجبت كل حقبة حقبة جديدة ومختلفة. ماردين، مدينة مهمة في شمال بلاد ما بين النهرين، وتُعتبر مستوطنة منذ العصر المستري (50,000 قبل الميلاد)، رسّخت مكانتها لاحقاً كمركز هام بين المناطق المأهولة باستمرار خلال الفترة التي بدأ فيها اقتصاد إنتاج الحبوب. حتى اليوم، في المناطق الجبلية من بلاد ما بين النهرين، يُمكن تتبّع المراحل الانتقالية المتعاقبة التي امتدت لثلاثة آلاف عام في مستوطنة جرمو النيوليثية.
En erken çömlekçilik, evcilleştirilmiş hayvanlar ve ekili topraklar buradaki sürekli yerleşim başlangıcının M.Ö. 6750 civarında tarihlenebileceğinin göstergesidir. Bu süreç Dicle’den Akdeniz’e kadar uzanan site devletlerinin egemen olduğu dönemlerdir. Tell Halaf olarak bilinen süreçte, Habur Nehri üzerindeki bir sitede bakır M.Ö. 4.500’de işlenmeye başlanmıştır. Burada daha büyük oranda hububat ve evcil hayvanlar görülmekte olup, teknik gelişmeleri tekerlekli araçlar, taş kaplamalı yollar, tonoz prensibinin ustalığı ve yüksek dereceli fırınlardan oluşmaktadır.
The earliest pottery, domesticated animals, and cultivated lands indicate that the beginning of continuous settlement here can be dated to around 6750 BC. This period coincides with the time when city-states dominated the area stretching from the Tigris to the Mediterranean. During the period known as Tell Halaf, copper processing began at a site on the Khabur River around 4500 BC. Grain cultivation and domesticated animals were more prevalent here, and technological advancements included wheeled vehicles, stone-paved roads, mastery of the vaulting principle, and high-temperature kilns.
تشير أقدم الأواني الفخارية والحيوانات المستأنسة والأراضي المزروعة إلى أن بداية الاستيطان المستمر في هذه المنطقة تعود إلى حوالي 6750 قبل الميلاد. وتتزامن هذه الفترة مع سيطرة دويلات المدن على المنطقة الممتدة من نهر دجلة إلى البحر الأبيض المتوسط. وخلال فترة تل حلف، بدأ تصنيع النحاس في موقع على نهر الخابور حوالي 4500 قبل الميلاد. وانتشر زراعة الحبوب وتربية الحيوانات المستأنسة بشكل أكبر في هذه المنطقة، وشملت التطورات التكنولوجية المركبات ذات العجلات، والطرق المرصوفة بالحجارة، وإتقان تقنية بناء القباب، والأفران ذات درجات الحرارة العالية.
Mezopotamya’nın ve özellikle Mardin’in en eski yerleşimcileri, yazılı anıtlardan, yazılı gelenekten, Sümerlerden başka, Akadlar veya Akadlardan önce M.Ö. 3. binyılın sonlarına doğru Kuzey Mezopotamya’da görülen ve Hurilerin ataları veya yakın akrabaları olan Subarulardır. Bunların Mardin’deki mevcudiyetleri bilinmekle birlikte, geçmişleri ve göç rotalarıyla ilgili kesin ifadeler bulunmamaktadır. Şimdiye kadar etkileri belirtilenlerden daha fazla olması kuvvetle muhtemeldir.
The earliest settlers of Mesopotamia, and especially Mardin, besides the Sumerians and written monuments and traditions, are the Subarians, who appeared in Northern Mesopotamia towards the end of the 3rd millennium BC, either before or before the Akkadians, and who are ancestors or close relatives of the Hurrians. While their presence in Mardin is known, there are no definitive statements regarding their history and migration routes. It is highly probable that their influence was greater than what has been stated so far.
يُعدّ السوباريون، إلى جانب السومريين والآثار المكتوبة والتقاليد، من أوائل المستوطنين في بلاد ما بين النهرين، وخاصة في ماردين، وقد ظهروا في شمال بلاد ما بين النهرين في أواخر الألفية الثالثة قبل الميلاد، إما قبل الأكاديين أو قبلهم، وهم أسلاف أو أقارب قريبون للحوريين. ورغم أن وجودهم في ماردين معروف، إلا أنه لا توجد بيانات قاطعة بشأن تاريخهم ومسارات هجرتهم. ومن المرجح أن نفوذهم كان أكبر مما ذُكر حتى الآن.
M.Ö. 4. ve 3. binyıllardaki dönüşümlerle, tarih öncesi bitmek bilmeyen karanlık dönemler sona ermiş ve yazının mevcudiyeti ile ilerlemeler başlamıştır. İsimler, konuşma ve hareketler; bütün olarak kelime ve heceleri temsil eden şekillerden oluşan bir sistemle ortaya konulmuştur.
M.Ö. yaklaşık 3000’de, Erech’teki merkezde muhtemelen Sümer’ler silindirik mühür ve yazının ortaya çıkışı dahil, binalarda da taş kullanmaya başladılar. Bu arada Akad (M.Ö. 2334-2154) Hanedanlığı’ndan önceki yazılan hemen hemen bütün dokümanlar Sümer dilinde yazılmıştır. Sümer dili bitişken bir dil olup, farklı dil bilgisi kurallarını ve ilintilerini ifade eden önek ve sonekler isim veya fiil köküne bir sıra ile eklenmişlerdir.
With the transformations of the 4th and 3rd millennia BC, the seemingly endless dark ages of prehistory came to an end, and progress began with the existence of writing. Names, speech, and gestures were expressed through a system of shapes that collectively represented words and syllables.
Around 3000 BC, at the center in Erech, the Sumerians likely began using stone in buildings, including the emergence of cylindrical seals and writing. Meanwhile, almost all documents written before the Akkadian Dynasty (2334-2154 BC) were written in Sumerian. Sumerian was an agglutinative language, with prefixes and suffixes expressing different grammatical rules and relationships added sequentially to noun or verb roots.
مع تحولات الألفية الرابعة والثالثة قبل الميلاد، انتهت عصور ما قبل التاريخ المظلمة التي بدت بلا نهاية، وبدأ التقدم مع ظهور الكتابة. أصبحت الأسماء والكلام والإيماءات تُعبّر عنها من خلال نظام من الأشكال التي تُمثّل مجتمعةً الكلمات والمقاطع.
حوالي عام 3000 قبل الميلاد، في مركز مدينة أوريك، يُرجّح أن السومريين بدأوا باستخدام الحجر في البناء، بما في ذلك ظهور الأختام الأسطوانية والكتابة. في الوقت نفسه، كُتبت جميع الوثائق تقريبًا قبل عهد الأسرة الأكادية (2334-2154 قبل الميلاد) باللغة السومرية. كانت السومرية لغةً لاصقة، حيث تُضاف البادئات واللواحق، التي تُعبّر عن قواعد وعلاقات نحوية مختلفة، بالتتابع إلى جذور الأسماء أو الأفعال.
Buna bağlı olarak, M.Ö. 4. binyılda Mardin daha sonraki dönemlerde görülebileceği gibi birçok farklı unsurlardan oluşmaktadır. Sümerler ve onların mirasçıları, Sümerlerin yönetimdeki rollere rağmen, diğer unsurların tarihi rolleri hiçbir zaman diğerlerinden daha aşağılarda olmamıştır. Daha sonra gelen yarım milenyumda Mezopotamya’da Sümer şehir devletlerinin gelişimi görülmüştür. Sümerler aynı zamanda, gelecekteki iki milenyumda Mezopotamya kültür çerçevesinin büyük çoğunluğunu ortaya koymuşlardır.
AKADLAR (M.Ö. 2350-2000): Akadların ve diğer Akad öncesi ismen bilinmeyen Semitik unsurların tahminlere göre az çok göçebe bir hayat sürmekte oldukları görülmüştür. Bununla birlikte, evcil koyun ve keçi sürülerine sahip olduklarından sulu alanlardan bir günlük yürüyüş mesafesinden daha fazla bir zaman alacak olan bir yerde konaklamamaktaydılar.
Accordingly, Mardin in the 4th millennium BC, as can be seen in later periods, consisted of many different elements. Despite the Sumerians and their successors playing a significant role in governance, the historical roles of other elements were never less important than the others. The development of Sumerian city-states in Mesopotamia was seen in the following half-millennium. The Sumerians also laid the groundwork for the vast majority of the Mesopotamian cultural framework for the next two millennia.
وبناءً على ذلك، تألفت مدينة ماردين في الألفية الرابعة قبل الميلاد، كما يتضح في الفترات اللاحقة، من عناصر عديدة ومتنوعة. ورغم الدور المحوري الذي لعبه السومريون وخلفاؤهم في الحكم، فإن الأدوار التاريخية للعناصر الأخرى لم تكن أقل أهمية من غيرها. وشهدت مدن سومرية-دول في بلاد ما بين النهرين تطورًا ملحوظًا خلال نصف الألفية التالية. كما وضع السومريون الأسس لمعظم البنية الثقافية لبلاد ما بين النهرين على مدى الألفي عام التالية.
Mezopotamya tarihinde ve özellikle Mardin tarihinde 2350 yılını tarihi bir dönüm noktası olarak ele almanın birçok nedeni bulunmaktadır.
Birincisi, Mezopotamya toprakları üzerinde ilk defa bir imparatorluk yükselmiştir. Bu imparatorluğun itici gücü de Akadlardır. Sümerlerle yan yana duran bu unsur adeta onlarla anlamdaş oldular. Akadların en önemli yöneticileri Sargon, Rimuş, Maniştusu, Naram-sin ve Şar-kali-şarri olup, bu yöneticiler 142 yıl hüküm sürmüşlerdir.
There are many reasons to consider the year 2350 as a historical turning point in the history of Mesopotamia, and especially in the history of Mardin.
Firstly, for the first time, an empire rose on the lands of Mesopotamia. The driving force behind this empire was the Akkadians. This element, standing alongside the Sumerians, became virtually synonymous with them. The most important rulers of the Akkadians were Sargon, Rimush, Maništusu, Naram-sin, and Shar-kali-sharri, and these rulers reigned for 142 years.
هناك أسباب عديدة تجعل عام 2350 ميلاديًا نقطة تحول تاريخية في تاريخ بلاد ما بين النهرين، وخاصة في تاريخ مدينة ماردين.
أولًا، ولأول مرة، قامت إمبراطورية على أراضي بلاد ما بين النهرين. وكان الأكاديون القوة الدافعة وراء هذه الإمبراطورية. وقد أصبح هذا العنصر، إلى جانب السومريين، مرادفًا لهم تقريبًا. وكان من أبرز حكام الأكاديين سرجون، وريموش، ومانيشتوسو، ونارام سين، وشار كالي شاري، وقد حكم هؤلاء الحكام لمدة 142 عامًا.
BABİL DÖNEMİ: Sümerlerin rönesansı, ikinci bin yılda Hamburabi’nin birleşik krallığında pik noktasına ulaştı. Bu dönemde Mezopotamya, küçük devletlerden oluşan bir mozaik idi. Hamburabi, koalisyon unsuru üzerine yetenekli bir şekilde oynayarak, kendisinden önceki yöneticilerden daha güçlü oldu. Hamburabi’nin oğlu Samsuiliuna (M.Ö. 1749-1712) döneminde Babil İmparatorluğu büyüklük olarak büyük oranda çöküş dönemine girdi. Politik birlikteliğin gevşekliğine rağmen, Babil Dönemi aktif entelektüelliğin prim yaptığı ve çoğaldığı bir dönem olmuştur.
BABYLONIAN PERIOD: The Sumerian renaissance reached its peak in the second millennium BC under the unified kingdom of Hammurabi. During this period, Mesopotamia was a mosaic of small states. Hammurabi, skillfully playing on the element of coalition, became more powerful than his predecessors. Under Hammurabi's son Samsuiliuna (1749-1712 BC), the Babylonian Empire largely declined in size. Despite the loosening of political unity, the Babylonian period was one in which active intellectualism flourished.
العصر البابلي: بلغت النهضة السومرية ذروتها في الألفية الثانية قبل الميلاد تحت حكم مملكة حمورابي الموحدة. خلال هذه الفترة، كانت بلاد ما بين النهرين عبارة عن فسيفساء من دويلات صغيرة. وبفضل براعة حمورابي في توظيف عنصر التحالف، أصبح أقوى من أسلافه. في عهد ابنه سامسويليونا (1749-1712 قبل الميلاد)، تقلصت مساحة الإمبراطورية البابلية بشكل كبير. وعلى الرغم من تراجع الوحدة السياسية، فقد شهد العصر البابلي ازدهارًا فكريًا ملحوظًا.
HURİLER: Huriler eski yakın doğu medeniyetinin yörüngesine M.Ö. 3. binyılın sonlarına doğru girdiler. Huriler, dönemlerinin yüksek noktasına ancak 2. binyılın ortalarına doğru kavuşabildiler. 15. yüzyılda, Alakh ağır bir şekilde Hurileşti ve Mitanni İmparatorlu’nda, Huriler en güçlü nüfus yapılarıyla önde gelen bir unsur oluşturdular.
MİTANNİ VE HURİ KRALLIĞI: 1600’den sonra Mezopotamya’da Semitik devletlerin zayıflaması üzerine, Huriler bu bölgede daha köklü bir şekilde yerleşmelerine ve Asya Minör (Anadolu)’ün doğusunda, Mezopotamya ve Suriye’de sayısız küçük devletler oluşturdular. Kısa bir süre sonra, 1500’den itibaren Mitanni Krallığı Mezopotamya’da Habur Nehrinin kaynaklarının yanlarında oluşmaya başladı. Dahili karmaşıklıklardan dolayı zayıflayan Hitit ve Asurların Mittani Krallığı, hiç şüphesiz büyük bir politik felakete dönüştü. Bununla beraber, son dönem Babil şehir kültürünün çöküşünü hızlandırdı.
HURRIANS: The Hurrians entered the orbit of ancient Near Eastern civilization towards the end of the 3rd millennium BC. They reached their peak only around the middle of the 2nd millennium BC. In the 15th century, Alakh became heavily Hurrianized, and in the Mitanni Empire, the Hurrians formed a prominent element with their strongest population structure.
MITANNI AND THE HURRIAN KINGDOM: After 1600 BC, with the weakening of Semitic states in Mesopotamia, the Hurrians established themselves more firmly in the region, creating numerous small states in eastern Asia Minor (Anatolia), Mesopotamia, and Syria. Shortly afterward, from 1500 BC onwards, the Mitanni Kingdom began to form in Mesopotamia, near the headwaters of the Khabur River. Weakened by internal complexities, the Hittite and Assyrian Mitanni Kingdom undoubtedly turned into a major political disaster. However, this accelerated the decline of the late Babylonian urban culture.
الحوريون: دخل الحوريون دائرة حضارة الشرق الأدنى القديم مع نهاية الألفية الثالثة قبل الميلاد. وبلغوا ذروة قوتهم في منتصف الألفية الثانية قبل الميلاد تقريبًا. في القرن الخامس عشر الميلادي، تأثرت ألاخ بشدة بالثقافة الحورية، وشكّل الحوريون عنصرًا بارزًا في إمبراطورية ميتاني، بفضل بنيتهم السكانية القوية.
ميتاني ومملكة الحوريين: بعد عام 1600 قبل الميلاد، ومع ضعف الدول السامية في بلاد ما بين النهرين، رسّخ الحوريون وجودهم في المنطقة، وأسسوا دويلات صغيرة عديدة في شرق آسيا الصغرى (الأناضول) وبلاد ما بين النهرين وسوريا. بعد ذلك بفترة وجيزة، بدءًا من عام 1500 قبل الميلاد، بدأت مملكة ميتاني بالتشكل في بلاد ما بين النهرين، بالقرب من منابع نهر الخابور. وبسبب التعقيدات الداخلية، تحولت مملكة ميتاني الحثية والآشورية إلى كارثة سياسية كبرى. إلا أن هذا الأمر عجل بانحدار الثقافة الحضرية البابلية المتأخرة.
Mezopotamya (Özellikle Nisibis) M.Ö. 1. yüzyılda Ermenilerin büyük etkisi altında kaldı fakat Phraates III (M.Ö. 70-58/57’de hüküm sürdü.) buraları yeniden geri alarak Partlara bağladı. Yakın Doğu’da Roma gücünün yükselmesiyle birlikte, Mardin’de Roma ve Partlar arasında bir sınır oluşturdu. Nusaybin Part kontrolünde oldu.
ROMA İMPARATORLUĞU: Roma lideri Crassus M.Ö. 54’te Mezopotamya’nın içlerine geldi fakat Partlar tarafından M.Ö. 53’te Harran (Carrhae)’da yenilgiye uğratıldı. M.S. 114-117 yıllarında İmparator Trajan M.S. 115 ve 116’da yaptığı iki seferle Partların gücünü kırarak bölgeyi fethetti ve buraları Roma kenti yaptı. Fakat Trajan’ın ölümünden sonra, Hadrian buraları yeniden Partların egemenliği altına soktu. 165’ten itibaren, Romalılar yeniden Mardin dahil, Mezopotamya’nın kuzeybatısını fethettiler. Roma İmparatorluğu’nun etkisi ve hükümranlığı Bizans’ın M.S. 330’da Yeni Roma oluşuna kadar devam etti.
Mesopotamia (especially Nisibis) was under the strong influence of Armenians in the 1st century BC, but Phraates III (reigned 70-58/57 BC) reclaimed it and brought it back under Parthian control. With the rise of Roman power in the Near East, Mardin became a border between Rome and the Parthians. Nusaybin remained under Parthian control.
**ROMAN EMPIRE:** The Roman leader Crassus entered the interior of Mesopotamia in 54 BC, but was defeated by the Parthians at Harran (Carrhae) in 53 BC. Between 114-117 AD, Emperor Trajan, in two campaigns in 115 and 116 AD, broke the power of the Parthians, conquered the region, and made it a Roman city. However, after Trajan's death, Hadrian brought it back under Parthian rule. From 165 onwards, the Romans reconquered northwestern Mesopotamia, including Mardin. The influence and rule of the Roman Empire continued until the formation of Byzantium as New Rome in 330 AD.
كانت بلاد ما بين النهرين (وخاصة نصيبين) تحت النفوذ الأرمني القوي في القرن الأول قبل الميلاد، لكن فراتس الثالث (حكم من 70 إلى 58/57 قبل الميلاد) استعادها وأعادها إلى سيطرة البارثيين. ومع صعود القوة الرومانية في الشرق الأدنى، أصبحت ماردين حدودًا فاصلة بين روما والبارثيين. وبقيت نصيبين تحت سيطرة البارثيين.
**الإمبراطورية الرومانية:** دخل القائد الروماني كراسوس إلى داخل بلاد ما بين النهرين عام 54 قبل الميلاد، لكنه هُزم على يد البارثيين في حران (كارهي) عام 53 قبل الميلاد. وبين عامي 114 و117 ميلادي، حطم الإمبراطور تراجان، في حملتين عامي 115 و116 ميلادي، قوة البارثيين، واستولى على المنطقة، وجعلها مدينة رومانية. إلا أنه بعد وفاة تراجان، أعادها هادريان إلى الحكم البارثي. ابتداءً من عام 165، استعاد الرومان السيطرة على شمال غرب بلاد ما بين النهرين، بما في ذلك مدينة ماردين. واستمر نفوذ الإمبراطورية الرومانية وحكمها حتى قيام بيزنطة باسم روما الجديدة عام 330 ميلادي.
3. yüzyıldan, 7. yüzyılın başlarındaki İslam’ın yükselişine kadar, Mezopotamya Romalılar ve (6. ve 7. Yüzyıllarda Bizanslılar) Partların mirasçısı olan Sasaniler arasında adeta bir savaş alanına dönüştü. Partlar Dönemi’nde olduğu gibi, Romalıların etkisi ülkenin kuzeybatısında Anadolu’ya yakın olan Harran, Edessa (Urfa), Nisibis (Nusaybin), Saures (Savur), Dara ve Mardin Bölgelerinde yoğunlaşmıştı. Bu zaman zarfında, Nusaybin bir dönem Nasturi Hıristiyanların belli başlı merkezi haline dönüşmüştür.
BİZANS İMPARATORLUĞU: 330 yılında, Troya, Antakya ve İskenderiye dikkate alındıktan sonra, Konstantiniye (İstanbul) Roma İmparatorluğunun başkenti oldu. Böylece Bizans yeni Roma oldu. Bizanslılar 641 yılına kadar Mardin’de hüküm sürdüler. 7. yüzyılda Mardin Araplar tarafından fethedildi.
From the 3rd century until the rise of Islam in the early 7th century, Mesopotamia became a battleground between the Romans and the Sasanids (successors of the Parthians, and later the Byzantines in the 6th and 7th centuries). As in the Parthian period, Roman influence was concentrated in the northwest of the country, near Anatolia, in the regions of Harran, Edessa (Urfa), Nisibis (Nusaybin), Saures (Savur), Dara, and Mardin. During this time, Nusaybin became a major center for Nestorian Christianity.
BYZANTINE EMPIRE: In 330, after considering Troy, Antioch, and Alexandria, Constantinople (Istanbul) became the capital of the Roman Empire. Thus, Byzantium became the new Rome. The Byzantines ruled in Mardin until 641. In the 7th century, Mardin was conquered by the Arabs.
منذ القرن الثالث الميلادي وحتى ظهور الإسلام في أوائل القرن السابع، أصبحت بلاد ما بين النهرين ساحة صراع بين الرومان والساسانيين (خلفاء البارثيين، ثم البيزنطيين في القرنين السادس والسابع). وكما كان الحال في العصر البارثي، تركز النفوذ الروماني في شمال غرب البلاد، بالقرب من الأناضول، في مناطق حران، والرها (أورفة)، ونصيبين (نسيبين)، وسافور (سافور)، ودارا، وماردين. وخلال هذه الفترة، أصبحت نصيبين مركزًا رئيسيًا للمسيحية النسطورية.
الإمبراطورية البيزنطية: في عام 330 ميلادي، وبعد دراسة طروادة وأنطاكية والإسكندرية، أصبحت القسطنطينية (إسطنبول) عاصمة الإمبراطورية الرومانية. وهكذا، أصبحت بيزنطة روما الجديدة. حكم البيزنطيون ماردين حتى عام 641 ميلادي. وفي القرن السابع، فتح العرب ماردين.
ARAP FETHİ: Miladi 641’deki Arap fethinin sürecinden sonra, Mardin Mezopotamya’nın önemli bir kenti olmaya devam etti. Buna ek olarak, Beni Tağlip, Bekir ve Tamim gibi ünlü Arap aşiretleri Mardin tarihinde çok önemli roller oynadılar. Mardin kenti Mekke’deki Halifeliğe bağlı idi. Emevi halifesi Damaskus (Şam)’a taşınınca, Mardin genel valiler tarafından yönetilen bir kent oldu. Miladi 750’ye doğru Abbasiler Mezopotamya’nın Küfe kentinde, İspanya’daki Emeviler hariç, tüm bölgelerde Emevi Halifeliliği’nin yerini aldılar. Abu Abbas el Saffah dönemindeki Emevilerin son dönemlerinde savaşlar sonucu Abbasiler güçlerini kabul ettirdiler. Abbasi Halifeliği, Pers kültürünün Mezopotamya’nın politik ve kültürel etkinliğinde önemli rol oynadığı beş asır boyunca hükümranlığını sürdürmüştür.
ARAB CONQUEST: Following the Arab conquest in 641 AD, Mardin continued to be an important city in Mesopotamia. In addition, famous Arab tribes such as the Banu Taghlib, Bakir, and Tamim played very important roles in the history of Mardin. The city of Mardin was subordinate to the Caliphate in Mecca. When the Umayyad Caliph moved to Damascus, Mardin became a city governed by governors. Around 750 AD, the Abbasids replaced the Umayyad Caliphate in all regions of Mesopotamia except for the Umayyads in Spain, based in Kufa. During the final period of the Umayyads under Abu Abbas al-Saffah, the Abbasids established their power through warfare. The Abbasid Caliphate maintained its dominance for five centuries, during which Persian culture played a significant role in the political and cultural influence of Mesopotamia.
الفتح العربي: بعد الفتح العربي عام 641م، استمرت ماردين في كونها مدينة مهمة في بلاد ما بين النهرين. كما لعبت قبائل عربية شهيرة، مثل بني غلب وبكير وتميم، أدوارًا بالغة الأهمية في تاريخ ماردين. كانت ماردين تابعة للخلافة في مكة. وعندما انتقل الخليفة الأموي إلى دمشق، أصبحت ماردين مدينة يحكمها ولاة. حوالي عام 750م، حل العباسيون محل الخلافة الأموية في جميع مناطق بلاد ما بين النهرين باستثناء الأمويين في الأندلس، الذين كانت الكوفة مقرهم. خلال الفترة الأخيرة من حكم الأمويين في عهد أبي عباس السفاح، رسّخ العباسيون سلطتهم من خلال الحروب. حافظت الخلافة العباسية على هيمنتها لخمسة قرون، لعبت خلالها الثقافة الفارسية دورًا بارزًا في النفوذ السياسي والثقافي لبلاد ما بين النهرين.
SELÇUKLULAR: Büveyhilerin gücü zayıflayınca, Selçuklular Mervanileri (Ibn Mervan) 1089 yılında Nusaybin’de yenilgiye uğratınca Mardin Bölgesi’nin yönetimi ellerine geçti.
ZENGİLER: Miladi 1127’de, Sultan Mahmut Zengi’yi Musul sorumlusu olarak atadı. Kendisi şehrin kontrolünü iyice eline aldıktan sonra, Miladi 1130’da sefere çıkarak, Artukluları yenilgiye uğratıp, Nusaybin, Sincar ve Harran’ı aldı.
ARTUKLULAR: Artuklular, Türkiye’nin doğusunda uzun süreli hüküm sürdüler. Mardin bölgesini bağımsız olarak ve Eyyübi, Memlük, İlhanlı ve Karakoyunlu hükümranlıkları altında 11. yüzyıldan, 15. Yüzyılın başlangıcına kadar yönettiler. İlk Artuklu, Döger Türkmen boyu aşireti, Selçukluların Malazgirt zaferinden sonra, 1073 yılında Anadolu’ya gelerek Selçuklu Melikşah’ın komutasında hizmet görmeye başladı. Artuklular daha sonra Mardin’e yerleşerek Mardin’de küçük bir krallık (melik) kurdular.
SELJUKIDS: When the power of the Buyids weakened, the Seljuks gained control of the Mardin region after defeating the Marwanids (Ibn Marwan) in Nusaybin in 1089.
ZENGIDS: In 1127 AD, Sultan Mahmud appointed Zengi as the governor of Mosul. After consolidating his control of the city, he launched a campaign in 1130 AD, defeating the Artukids and capturing Nusaybin, Sinjar, and Harran.
ARTUKIDS: The Artukids ruled for a long period in eastern Turkey. They governed the Mardin region independently and under the rule of the Ayyubids, Mamluks, Ilkhanids, and Kara Koyunlu from the 11th century to the beginning of the 15th century. The first Artukids, a Turkmen tribe from Döger, came to Anatolia in 1073 after the Seljuk victory at Malazgirt and began serving under the command of Seljuk Sultan Melikşah. The Artukids later settled in Mardin and established a small kingdom (melik) there.
السلاجقة: عندما ضعفت قوة البويهيين، سيطر السلاجقة على منطقة ماردين بعد هزيمة المروانيين (ابن مروان) في نصيبين عام 1089م.
الزنكيون: في عام 1127م، عيّن السلطان محمود زنكي واليًا على الموصل. وبعد توطيد سيطرته على المدينة، شنّ حملة عسكرية عام 1130م، هزم خلالها الأرتوقيين واستولى على نصيبين وسنجار وحران.
الأرتوقيون: حكم الأرتوقيون شرق تركيا لفترة طويلة. حكموا منطقة ماردين بشكل مستقل وتحت حكم الأيوبيين والمماليك والإيلخانيين وقره قوينلو من القرن الحادي عشر إلى بداية القرن الخامس عشر. وصل الأرتوقيون الأوائل، وهم قبيلة تركمانية من دوغر، إلى الأناضول عام 1073 بعد انتصار السلاجقة في معركة ملازيرت، وبدأوا خدمتهم تحت قيادة السلطان السلجوقي ملك شاه. استقر الأرتوقيون لاحقًا في ماردين وأسسوا مملكة صغيرة (ملك) هناك.
Selahaddin-i Eyyübi’nin bölgedeki etkisi, Artukluların gücünü iyice zayıflattı. Miladi 1234 yılından sonra yalnızca Mardin şubesi ellerinde kaldı. 1260’ta, El Malik el Said, Moğollara karşı mücadele verdi, fakat oğlu El Muzaffer, Moğolların hükümranlıklarını kabul ederek, Mardin hanedanlığını kurtardı. Artuklular, İlhanlılara sadık olarak hizmet verdiler. Artuklular askeri bir güç olup, Arap kültürüne büyük saygı göstererek, Müslüman ve diğer dinlere bağlı olanlara büyük hoşgörü gösterdiler. Sultan Salih, Karakoyunluların Mardin’i almaları üzerine, Mardin’i Musul ile değişerek böylece buradaki Artuklu hükümranlığı sona ermiştir.
Saladin’s influence in the region significantly weakened the Artuqid power. After 1234 AD, only the Mardin branch remained under their control. In 1260, al-Malik al-Said fought against the Mongols, but his son al-Muzaffar saved the Mardin dynasty by accepting Mongol rule. The Artukids served the Ilkhanids faithfully. They were a military power, showing great respect for Arab culture and exhibiting great tolerance towards Muslims and those of other religions. Sultan Salih, upon the Kara Koyunlu’s conquest of Mardin, exchanged it for Mosul, thus ending Artukid rule in the region.
أدى نفوذ صلاح الدين في المنطقة إلى إضعاف قوة الأرتقيين بشكل كبير. فبعد عام ١٢٣٤م، لم يبقَ تحت سيطرتهم سوى فرع ماردين. وفي عام ١٢٦٠م، حارب الملك السعيد المغول، لكن ابنه المظفر أنقذ سلالة ماردين بقبوله الحكم المغولي. خدم الأرتقيون الإيلخانيين بإخلاص، وكانوا قوة عسكرية، وأبدوا احترامًا كبيرًا للثقافة العربية، وتسامحًا كبيرًا تجاه المسلمين وأتباع الديانات الأخرى. وبعد غزو قره قوينلو لماردين، بادلها السلطان صالح الموصل، منهيًا بذلك حكم الأرتقيين في المنطقة.
HAMDANİLER: Miladi 895’de ortaya çıkan ve Mardin’de büyük şöhret olan Hamdaniler, 10. Yüzyılda Musul’da bağımsız bir emirlik kurdular. Bizzat Abbasi halifesi zaman zaman Hamdanilerden direk yardım taleplerinde bulunuyordu. Mardin’deki Hamdanilerin hükümranlığı M.S. 978 yılına kadar devam etti. Büveyhilerin üstünlüğünde Hamdanilerin gücü iyice azaldı. Abbasi halifesi onları kendi politik ve dini amaçları için serbest bıraktı. Bölgenin kontrolü ye kadar Ukaylilerin elinde idi. El Cezire’nin kuzeyi (Kuzey Mezopotamya) ise Kürt olan Ibn Mervan’ın elinde idi.
HAMDANIDS: Emerging in 895 AD and gaining great fame in Mardin, the Hamdanids established an independent emirate in Mosul in the 10th century. The Abbasid Caliph himself occasionally requested direct assistance from the Hamdanids. The Hamdanid rule in Mardin lasted until 978 AD. With the rise of the Buyids, the power of the Hamdanids diminished considerably. The Abbasid Caliph left them free to pursue their own political and religious goals. The region was controlled by the Uqaylids until then. The northern part of al-Jazira (Northern Mesopotamia) was under the control of Ibn Marwan, who was Kurdish.
الحمدانيون: ظهر الحمدانيون عام 895م، واكتسبوا شهرة واسعة في ماردين، ثم أسسوا إمارة مستقلة في الموصل في القرن العاشر. وكان الخليفة العباسي نفسه يطلب المساعدة المباشرة من الحمدانيين بين الحين والآخر. استمر حكم الحمدانيين في ماردين حتى عام 978م. ومع صعود البويهيين، تضاءل نفوذ الحمدانيين بشكل ملحوظ. تركهم الخليفة العباسي أحرارًا في السعي وراء أهدافهم السياسية والدينية. كانت المنطقة تحت سيطرة العقيليين حتى ذلك الحين. أما الجزء الشمالي من الجزيرة (شمال بلاد ما بين النهرين) فكان تحت سيطرة ابن مروان، وهو كردي.
MOĞOLLULAR (İLHANLILAR): Moğollular, göçebe Doğu Asya aşiretlerinden oluşmaktadırlar. Cengiz Han’ın torunu olan Hülagü, Pers İlhanlı hanedanlığını oluşturdu. Pers İlhanlıları doğunun büyük Hanı’na bağlıydılar. Abu Said, Arap adını alan ilk İlhanlı hükümdarı idi, onun 1335 yılındaki ölümünden sonra Pers İlhanlı İmparatorluğunun dağılmasının dönüm noktası oldu. İlhanlılar, Artuklular Dönemi’nde Mardin’de hükümranlık sürmüşlerdir. Mardin’deki hükümranlıkları Abu Said’in 1335’teki ölümüyle sona ermiştir.
TİMURLENK: 15. yüzyılın başlangıcında, Timur; Mardin ve diğer şehirleri işgal etmek üzere Anadolu’ya doğru sefere çıktı. Mardin kenti Timur’un işgaline uğrayarak yakılıp, yıkıldı.
KARAKOYUNLU DÖNEMİ: Karakoyunlu Devleti’nin hükümdarı olan Kara Yusuf, 1406’dan sonra ülkesini yeniden tesis ederek Mardin, Erzincan, Bağdat, Azerbaycan, Tebriz, Kazvin ve Sultaniye’yi fethetti. Ölümünden sonra ülke büyük bir kaosun içerisine sürüklendi.
MONGOLS (ILKHANIDS): The Mongols were composed of nomadic East Asian tribes. Hulagu, a grandson of Genghis Khan, established the Persian Ilkhanate dynasty. The Persian Ilkhanids were subordinate to the Great Khan of the East. Abu Said was the first Ilkhanid ruler to adopt an Arab name; his death in 1335 marked a turning point in the disintegration of the Persian Ilkhanate Empire. The Ilkhanids ruled in Mardin during the Artukid period. Their rule in Mardin ended with the death of Abu Said in 1335.
المغول (الإيلخانيون): كان المغول يتألفون من قبائل بدوية من شرق آسيا. أسس هولاكو، حفيد جنكيز خان، سلالة الإيلخانية الفارسية. كان الإيلخانيون الفرس تابعين للخان الأعظم للشرق. كان أبو سعيد أول حاكم إيلخاني يتخذ اسمًا عربيًا؛ ومثّلت وفاته عام 1335 نقطة تحول في تفكك الإمبراطورية الإيلخانية الفارسية. حكم الإيلخانيون مدينة ماردين خلال العصر الأرتوقي، وانتهى حكمهم فيها بوفاة أبو سعيد عام 1335
Mardin’de doğan Cihanşah ülkede yeniden birliği sağlamak için çaba sarf etti fakat Akkoyunlu Devleti’nin hegemonyası altına girdi.
AKKOYUNLU DÖNEMİ (1350-1502) Tur Ali Bey’in liderliğinde bir birlik olarak ortaya çıktı. Akkoyunlu Devleti’nin gerçek kurucusu Kara Yülük Osman Bey’dir. Akkoyunlu Devleti’nin en güçlü olduğu dönem Uzun Hasan’ın iktidar dönemidir. Bu arada, 1473’te Osmanlı Sultanı Mehmet I’e Otlukbeli savaşında yenik düşülmesi, Uzun Hasan için çok ağır bir kayıp oldu. Bu yenilgi sonrası Akkoyunlu Devleti’nin çöküş süreci içerisine girmesini hızlandırdı. Bu gelişme Şah İsmail hükümdarlığındaki Safavi Devleti’nin oluşması önündeki yolu açmış oldu. Akkoyunlular Dönemi’nde Mardin çok önemli kültürel gelişmeler yaşadı.
Born in Mardin, Cihanşah strived to reunify the country, but ultimately fell under the hegemony of the Ak Koyunlu State.
**AK KOYUNLU PERIOD (1350-1502)** It emerged as a unified state under the leadership of Tur Ali Bey. The true founder of the Ak Koyunlu State is Kara Yülük Osman Bey. The strongest period of the Ak Koyunlu State was during the reign of Uzun Hasan. Meanwhile, the defeat at the Battle of Otlukbeli in 1473 against Ottoman Sultan Mehmed I was a heavy loss for Uzun Hasan. This defeat accelerated the decline of the Ak Koyunlu State. This development paved the way for the formation of the Safavid State under Shah Ismail. Mardin experienced significant cultural developments during the Ak Koyunlu period.
وُلد جيهانشاه في ماردين، وسعى جاهداً لتوحيد البلاد، لكنه سقط في نهاية المطاف تحت سيطرة دولة آق قوينلو.
**عهد آق قوينلو (1350-1502)** برزت كدولة موحدة تحت قيادة تور علي بك. المؤسس الحقيقي لدولة آق قوينلو هو كارا يولوك عثمان بك. بلغت دولة آق قوينلو أوج قوتها في عهد أوزون حسن. في الوقت نفسه، شكلت هزيمته في معركة أوتلوكبلي عام 1473 أمام السلطان العثماني محمد الأول خسارة فادحة لأوزون حسن، مما عجل بانحدار دولة آق قوينلو. مهد هذا التطور الطريق لتأسيس الدولة الصفوية بقيادة الشاه إسماعيل. شهدت ماردين تطورات ثقافية هامة خلال عهد آق قوينلو.
SAFAVİLER DÖNEMİ: 1508 yılında Şah İsmail Mardin’i ele geçirerek şehrin kontrolünü ele aldı. Safavilerin yükselmesiyle birlikte, Osmanlılar Anadolu’da üstünlüğü ellerine geçirmişlerdi. Mardin her iki devletin savaşına tanıklık etti. Osmanlılar tarafından bir yıl süren kalenin kuşatması sonucunda Yavuz Sultan Selim, 1516’da Mardin’i fethederek Osmanlı topraklarına kattı.
OSMANLILAR DÖNEMİ: Mardin Yavuz Sultan Selim döneminde 1516 yılında Osmanlı topraklarına dahil edildi. Osmanlı Devleti 16. Yüzyılda zirveye çıkmasına rağmen daha sonraları, geçmişte Osmanlı Devleti’ni iyi yöneten İdarenin daha sonraları modernize edilmemesi, dahili ve harici sebepler, devleti kurtarmak için gerekli etkin reformların yapılmamış olması yüzünden gerilemeye başladı. Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hızlandıran harici sebepler ise, ticaret yollarının yön değiştirmesi, endüstriyel devrimi gerçekleştirememesi, modern askeri teknikleri uygulamadaki gecikmeler beraberinde çöküşü getirdi. Osmanlı Devleti’ndeki entegrasyonun bozulmasının bir başka önemli nedeni de Fransız Devriminden sonra baş gösteren ayrılıkçı ve milliyetçi akımlar olmuştur.
SAFAVID PERIOD: In 1508, Shah Ismail captured Mardin and seized control of the city. With the rise of the Safavids, the Ottomans gained supremacy in Anatolia. Mardin witnessed the wars between the two states. Following a year-long siege of the fortress by the Ottomans, Yavuz Sultan Selim conquered Mardin in 1516, adding it to the Ottoman territories.
العصر الصفوي: في عام 1508، استولى الشاه إسماعيل على مدينة ماردين وسيطر عليها. ومع صعود الدولة الصفوية، بسط العثمانيون نفوذهم على الأناضول. وشهدت ماردين حروبًا بين الدولتين. وبعد حصار دام عامًا كاملًا من قبل العثمانيين، فتح السلطان سليم الأول ماردين عام 1516، وضمها إلى الأراضي العثمانية.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, Sykes-Picot Anlaşması (16 Mayıs 1916) ile birlikte Osmanlı Devleti’nin parçalanmak istenmesi sonucunda aralarında Mardin’in de bulunduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin İngiliz ve Fransız Güçleri arasında paylaşılması hedeflenmişti. Mustafa Kemal Paşa’nın gayretleriyle, Mardin, Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nden (23 Nisan 1920) ve Cumhuriyet’in 1923’te ilanından önce işgale karşı şiddetle karşı çıkmıştır.
During World War I, the Sykes-Picot Agreement (May 16, 1916) aimed to partition the Ottoman Empire, dividing the Southeastern Anatolia region, including Mardin, between British and French forces. Thanks to the efforts of Mustafa Kemal Pasha, Mardin strongly resisted the occupation even before the establishment of the Grand National Assembly Government (April 23, 1920) and the declaration of the Republic in 1923.
خلال الحرب العالمية الأولى، هدفت اتفاقية سايكس بيكو (16 مايو 1916) إلى تقسيم الإمبراطورية العثمانية، فقسمت منطقة جنوب شرق الأناضول، بما فيها مدينة ماردين، بين القوات البريطانية والفرنسية. وبفضل جهود مصطفى كمال باشا، قاومت ماردين الاحتلال بشدة حتى قبل تشكيل حكومة الجمعية الوطنية الكبرى (23 أبريل 1920) وإعلان الجمهورية عام 1923.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ: Genel olarak tamamen bağımsızlığı hedefleyen Misak-ı Milli yayınlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından sonra olağanüstü yetkilerle Ankara’daki Meclis’e katılmak üzere Türkiye’nin her ilinden beşer milletvekili seçilmesi için seçim kararı açıklandı. Yeni seçilen üyelere ek olarak, İstanbul Meclisi’ndeki üyelerin de, Ankara’da yeni oluşturulan Meclise katılmaları için davet edildiler. Bunun üzerine, İstanbul Meclisi üyesi olarak 1919’da Mardin’den seçilen Derviş Vural da Ankara’da yeni oluşturulan meclise katıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, Mardin, bu ülkenin önemli bir kenti oldu.
REPUBLIC OF TURKEY: The National Pact (Misak-ı Milli), generally aiming for complete independence, was published. Following the convening of the Grand National Assembly of Turkey, a decision was announced to elect five representatives from each province of Turkey to join the Assembly in Ankara with extraordinary powers. In addition to the newly elected members, members of the Istanbul Assembly were also invited to join the newly formed Assembly in Ankara. Consequently, Derviş Vural, who was elected from Mardin in 1919 as a member of the Istanbul Assembly, also joined the newly formed Assembly in Ankara. After the establishment of the Republic of Turkey, Mardin became an important city in the country.
جمهورية تركيا: نُشر الميثاق الوطني (ميثاق ملي)، الذي كان يهدف عمومًا إلى الاستقلال التام. وعقب انعقاد الجمعية الوطنية الكبرى لتركيا، أُعلن عن قرار بانتخاب خمسة ممثلين من كل محافظة تركية للانضمام إلى الجمعية في أنقرة بصلاحيات استثنائية. وإلى جانب الأعضاء المنتخبين حديثًا، دُعي أعضاء جمعية إسطنبول أيضًا للانضمام إلى الجمعية المُشكّلة حديثًا في أنقرة. ونتيجةً لذلك، انضم درويش فورال، الذي انتُخب من ماردين عام ١٩١٩ عضوًا في جمعية إسطنبول، إلى الجمعية المُشكّلة حديثًا في أنقرة. وبعد قيام جمهورية تركيا، أصبحت ماردين مدينةً مهمةً في البلاد.
Dünya’da istikrarın gün geçtikçe güç kaybettiği bir dönemde, Mardin, konumu itibariyle yeniden dünya tarihinde önemli yer tutan o eski ihtişamlı günlerine dönmeye başlıyor. Mardin, aynı zamanda Akdeniz’den İran’a ve Anadolu’nun kuzey-güney ekseninden aşağı Mezopotamya’ya kadar uzanan geçmişteki ticaret rotasının yeniden önemli bir kavşak noktası olması için hedefine doğru emin adımlarla ve hızla ilerliyor.
Tüm Dünya’da insanlığın beşiği (Cradle of Mankind) olarak kabul edilen Kuzey Mesopotamya’nın bu eşsiz kenti, yeniden tarihteki önemli rolünü oynamak üzere “Kil Mührü” eline almış durumdadır.
At a time when stability is waning globally, Mardin, due to its location, is beginning to return to its former glorious days, holding a significant place in world history. Mardin is also steadily and rapidly progressing towards its goal of becoming a crucial crossroads once again on the historical trade route stretching from the Mediterranean to Iran and from the north-south axis of Anatolia to Lower Mesopotamia.
This unique city of Northern Mesopotamia, considered the cradle of mankind throughout the world, has taken the "Clay Seal" into its hands, ready to play its important historical role once more.
في وقتٍ يشهد فيه العالم تراجعاً في الاستقرار، بدأت ماردين، بفضل موقعها الاستراتيجي، تستعيد مجدها السابق، لتتبوأ مكانةً بارزةً في تاريخ العالم. كما تتقدم ماردين بخطى ثابتة وسريعة نحو هدفها في أن تصبح مجدداً ملتقى طرقٍ حيوياً على طريق التجارة التاريخي الممتد من البحر الأبيض المتوسط إلى إيران، ومن محور الأناضول الشمالي الجنوبي إلى بلاد ما بين النهرين السفلى.
هذه المدينة الفريدة في شمال بلاد ما بين النهرين، التي تُعتبر مهد البشرية في جميع أنحاء العالم، قد احتضنت "الختم الطيني"، مستعدةً لأداء دورها التاريخي المهم مرةً أخرى.
